Bu sevinci, çoşkuyu, hırsı görmeyeli uzun zaman olmuştu. Yedeği ası hep birlikte kimse oynamış oynamamış tribine girmeden böyle bir bütün olmuşlar ya, o bile yeterli. Helal olsun. Şampiyonluk şarkısı düşmesin dillerden!
Bu sevinci, çoşkuyu, hırsı görmeyeli uzun zaman olmuştu. Yedeği ası hep birlikte kimse oynamış oynamamış tribine girmeden böyle bir bütün olmuşlar ya, o bile yeterli. Helal olsun. Şampiyonluk şarkısı düşmesin dillerden!
Garip bir histir ne yapacağını bilememek. Gitmeye yakın gönülsüz davranışların artması bir anlamda seni mecbur ediyor gitmeye. Gerçi her defasında aynı şey olmuyor mu? Bilmem oluyordur belkide.
Bir gece vakti karanlığın arasında saatin tik-tak sesleriyle eşlik ederken, tavana anlamsızca bakan ben… Al beni.
Özledim. Hiç olmadığı kadar çok. Deliler gibi… Kokun öyle sinmiş ki içime, sensiz uyandığım her sabah özlemim daha çok büyüyor. Büyüdükçe özlüyorum. Özledikçe sen.
İçmeden de sizi sarhoş hissettirecek parçalar var. Bu da onlarda biri…
Bazı şeyler vardır alışamadığımız. O anı tekrar tekrar yaşarsınız. Ama içinizdeki duygu aynıdır. Sanki nasıl desem bir parçanız yavaş yavaş uzaklaşıyor gibi. Hemen bi’ özlem kaplar içinizi. Gün saymaya başlarsınız. Arkasından bağıra bağıra seni seviyorum demek geçer. Sonra usulca yürümeye…
Alışamadım.
Bazı parçalar vardır; seni bambaşka hissettirir.
Bir masal anlatır gibi.
Hiç bitmeyecek zannedersin o masal.
Hiç bitmesin diye tekrar tekrar çalarsın.
Sanırım, bu da onlardan biri.
- Headshot!
+ Abi kaç kere dicem, friendly fire açık unutma diye.
Bu şehir artık biraz fazla bana. Kaçıp… Gidelim mi? Hadi…